100 Metre Daha Koşarsam Öleceğim!


100 Metre Daha Koşarsam Öleceğim

2010 yılından beri düzenli Yoga yapıyorum. 2015 yılında eğitmenliğimi tamamlayarak Yoga sevgimi biraz daha profesyonel bir aşamaya taşıdım. Yoga yapmanın en belirgin farkı, Yoga yapmayan insanlara göre fiziksel olarak daha dayanıklı olduğumu görmem oldu. Bu durumu Yoga ’dan farklı yaptığım birçok fitness antrenmanında ve grup egzersizlerinde fark ettim.

Geçen sene bir hevesle koşmaya karar verdim. Bir koşu grubuna kayıt oldum ve ilk 4 km koşuma katıldım. Daha koşumun ilk 500 metresinde “100 Metre Daha Koşarsam Öleceğim” dedim. E hani ben dayanıklıydım? O gün bir daha asla koşmayacağımı düşünmüştüm. Ancak biraz araştırınca bu durumun yeni koşucular arasında yaygın bir his olduğunu fark ettim.

Geçmişinizde çok spor yapmış olsanız bile eğer yeni yeni koşmaya başlayan bir insansanız ilk koşunuzun hüsranla sonuçlanma ihtimalinin yüksek olduğunu bilmenizde fayda var.

İlk koşunuzda koşu sistemine alışkın olmayan kaslarınız yanmaya başlar. Diğer branşlardaki kondisyonunuz ne olursa olsun belli bir mesafeden sonra nefes nefese kalırsınız. Çünkü ilk heves, herkes ortalama temposuna hâkim değildir ve genelde kendinize uygun tempodan daha hızlı bir tempo ile koşmaya başlarsınız. Bu da daha kısa mesafede pes etmek demek. Koşu için oluşturulacak dayanıklılık fitness yaparken kilo vermek veya forma girmek için oluşturduğunuz dayanıklılıktan farklıdır ve her konu gibi oluşması süreklilik gerektirir. Hevesinizin çabuk kırılmasına izin vermeyin ve aşağıdaki önerilerime kulak verin.

“100 Metre Daha Koşarsam Öleceğim” Hissi Olmadan 2Km Koşmak için 5 Öneri

Beden Sesinizi Dinleyin

İlk koşuda kendinizi fazla zorlamayın. Eğer bir grup ile beraber koşmaya başladıysanız, gruptaki insanların koşu temposunu yakalamaya çalışmak yerine kendi temponuz ile koyduğunuz hedefi tamamlamaya çalışın. Eğer çok fazla ağrı ve acı hissederseniz mutlaka koşunuzu sonlandırın.

Bozuk bir makine çalışamaz. Kendinizi ilk koşudan sakatlamanız bir sonraki aşamaya geçememenize sebep olacaktır; üstelik de tüm hevesiniz kırılacaktır. Tüm koşu boyunca beden sesinizi dinleyin. Gerçek acılar ile, egonuzdan gelen “yapamazsın” ya da “yapmak zorundasın” gibi sesleri birbirine karıştırmayın.

Koşu Mesafenizi Değil Koşu Sıklığınızı Arttırın

Her yeni koşucunun hevesi daha uzun mesafeler koşabilmektir. Ancak üst üste iki kere 5 km koşmak sizi bir anda 10 km koşucusu yapmaz. Eğer yeni başlayan bir koşucu iseniz her gün veya haftada birkaç kez istikrarlı kısa mesafeler koşmak, haftada iki kez 6-7 km koşmaktan daha değerlidir.

Kendi temponuza göre, kendi beden sesinize göre belirleyeceğiniz 2-3 km’lik sık koşular, kısa sürede nefesinizi ayarlamanıza ve daha uzun koşularda “100 Metre Daha Koşarsam Öleceğim” Hissi Olmadan koşmanıza yardımcı olacaktır.

Koşu Mesafenizi Nefes Sesinize Göre Arttırın

Belli bir süre kısa mesafeleri aynı tempo ile koştuktan sonra ilk baştaki nefes-nefese kalma halinizden eser kalmadığını, koşu sırasındaki ağrılarınızın da azalmaya başladığını fark edeceksiniz. Eğer koşu esnasında, koşu arkadaşınızla konuşabiliyor veya dinlediğiniz müziğe eşlik edebiliyorsanız bir sonraki aşamaya geçebilirsiniz demektir.

Her hafta koşu mesafenizi ortalama %10-15 arttırmak doğru bir yaklaşım olacaktır. Böylece hem sakatlanmamış hem de fazla zorlanmadan kendinizi bir sonraki aşamaya taşımış olursunuz.

Interval Antrenmanlarına Katılın!

Interval antrenmanları yeni başlayan koşucular için kâbus olabiliyor. İlk interval antrenmanımda 4.00 tempo ile koşan koşucuları jogging (yavaş ve tempolu koşma) esnasında görmüş “ne güzel, ne hızlı koşuyorlar” demiştim. Meğerse sadece ısınıyorlarmış!

İnterval antrenmanları genel olarak bahsetmek gerekirse belli bir süre depar attığınız belli bir süre de yavaş ve tempolu koştuğunuz antrenmanlardır. Kendi koştuğunuz tempodan hızlı koşmak ve bir anda depar atmak sizin için zor olabilir, ancak dayanıklılığı arttırmak için gerekli olan kas gücü ve akciğerlerinizin kapasitesini arttırmak bu tarz antrenmanlardan geçiyor. İlk başta normal koşularınızın arasına on saniyelik deparlar ekleyerek başlangıç yapabilirsiniz.

Pistinizi Değiştirin

Beden her şeyde olduğu gibi belli bir süre sonra alışkanlık kazanıyor ve sürekli koştuğunuz yerlerde konfor alanı geliştiriyor. Koşuda dayanıklılık geliştirmenin diğer bir yolu da engebeli alanlarda, yükselme ve alçalma kısımları olan bölgelerde koşmaktır. Eğer koşu bandında koşan bir koşucu iseniz, koşu bandınızın zaman zaman eğimi ile oynayarak koşularınızı yapabilirsiniz. Dışarıda koşuyorsanız da sürekli aynı parkuru kullanmak yerine, değişik yerlerde koşmayı deneyebilirsiniz.

Engebeli alanlardan ve özellikle yokuşlardan başta nefret ediyorsunuz. Belgrad Ormanı’nda ilk koşumu tamamlayamamış, ilk yokuşta pes edip yürümeye başlamıştım. Şimdi yine yokuş gördüğümde güzel duygular hissetmiyorum ama artık koşabileceğimi bildiğim için pes etmiyorum.

Özetle eğer yeni başlayan bir koşucuysanız, tüm koşucuların bedenlerinin kendilerine özel olmasına rağmen, başlangıçta sizinle aynı problemleri yaşadığını bilmelisiniz. Koşu istikrarla ve devamlılıkla gelişen bir spor. Üstelik diğer tüm sporlardan farklı olarak, öğrenilmesine gerek yok. Koşmak bizim doğal içgüdümüz.

Sponsorlu İçerik