Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Tutumları

Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Tutumları

Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Tutumları arasındaki fark nedir?
Yeme bozuklukları DSM-5 Tanı Ölçütleri’nin el kitabında yer alan, belirli bir tanımı olan psikiyatrik bozukluklardır. Ancak bozulmuş yeme tutumlarının belirli bir tanımı yoktur. Bozulmuş yeme tutumları daha çok bir spektrum üzerinde yer alır ve insanların bedenlerine ve yediklerine karşı tutumları olarak düşünülebilir.

Genel bir tanım yapmak gerekirse, aç olduğumuz halde öğün atlamak, kalori saymak, çok az kalorili beslenmek, yediklerimizi kısıtlamak veya ne yiyebileceğimize dair katı kurallara sahip olmak olarak tanımlanabilir. Katı kurallara örnek olarak bütün bir yemek grubunu hayatımızdan çıkarmak, belirli bir kalorinin üstüne çıkmamaya çalışmak, sürekli aç olmadığımızı takdirde yemek yiyor olmak veya belirli besinleri tükettikten sonra suçluluk ve utanç yaşamak olarak tanımlanabilir.

Spektrumun diğer ucunda ise sağlıklı beslenme tutumlarına sahip olmak düzenli aralıklarla yemek yemek, yüksek çeşitlilik ile beslenmek (gereksiz yerde belirli besin gruplarını hayatımızdan çıkarmamak), yemek seçerken esnek davranabilmek ve başkalarıyla birlikte rahatça yemek yiyebilmek olarak tanımlanabilir. Bir çok kişi hayatı boyunca bozulmuş yeme tutumlarına sahip olduğu bir dönemden geçebilir ve diyet kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte bozulmuş yeme tutumlarında ciddi bir artış gözlemlenmiştir. Kısacası yeme bozuklukları belirli tanımları olan psikiyatrik bozukluklardır ama bozulmuş yeme tutumları toplumda çok daha yaygın bir şekilde görülmektedir ve net bir tanımı olmamakla birlikte kişinin kendi bedenine karşı tutumları ve yemeklerle ilişkisini kapsayan davranış ve tutumları içerir.

Yeme bozuklukları ve bozulmuş yeme tutumları niye oluşur?
Besinlerle olan ilişkimiz basit bir ilişki değildir ve bu kompleks ilişkiye baktığımızda aslında bozulmuş yeme tutumları ve bir yeme bozukluğu geliştirmenin tek bir sebebi yoktur. Eğer ailenizde birinin yeme bozukluğu varsa veya bozulmuş yeme tutumlarına sahipse, o zaman sizinde yemeklerle ve bedeninizle olan ilişkinizde sorun yaşama ihtimaliniz daha yüksektir çünkü yeme bozuklukları için genetik yatkınlık faktörü önemlidir ve aynı zamanda ailemizde öğrendiğimiz davranışları yetişkinlikte de sürdürmeye devam edebiliriz.

Aynı zamanda sosyal medya kullanımı ile bozulmuş yeme tutumları ve beden imaj sorunları arasında da bir bağlantı olduğunu biliyoruz (3). Aynı zamanda diyet kültürünün bireylerin yemeklerle olan ilişkisi üzerinde ciddi bir etkisi vardır.

Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Tutumları
Yeme Bozuklukları ve Bozulmuş Yeme Tutumları

Diyet Kültürü Nedir?
Öncelikle diyet kültürü nedir? Diyet kültürünün en güzel tanımı Christy Harrison tarafından Food Psych Podcastine yapılmıştır, bu tanıma göre diyet kültürü şu inançları kapsar:

  •  İnce bir bedene sahip olmayı bir üstünlük olarak gören ve sağlık ile bağdaştıran ve bu yüzden genetik olarak zayıf bir bedene sahip değilseniz hayatınızı bu durumu diyet yaparak ‘düzeltmeye’ adamanız gerektiği düşüncesi
  • Toplumda daha yüksek statüye sahip olmak için kilo vermeniz gerektiğinizde inanmak ve bunun için çok fazla zaman, enerji, ve para harcamanız gerektiği inancı
  • Belirli beslenme şekillerini düşmanlaştırmak ve sadece ‘çok sağlıklı’ beslenmeyi yücelten, böylelikle yemek yeme eyleminden zevki çıkaran ve belirli besinleri tüketirken suçluluk duymamıza yol açan düşünceler
  • Sporu sağlık için değil bedeninizi ‘düzeltmek’ için kullanmanız gerektiği inancı
  • Kendi ‘sağlık’ idealine uymayan bedenleri dışlayan ve bu yüzden trans bireyleri, daha yüksek bir beden kitlesine sahip bireyleri ve belirli engelleri olan bireyleri dışlayan bazı inançlar topluluğu
  • Tanofksy-Kraff & Yanovkski’nin 2004’de yaptığı bir araştırmaya göre, diyet kültürünün yol açtığı bazı genel davranışlar ve bozulmuş yeme tutumlarına örnekler
  • Başkaları tarafından yargılanma korkusuyla belirli besinleri sadece gizli bir şekilde tüketmek
  • ‘Temiz’ beslenmek ve sürekli belirli ‘detoks’lara başlamak
  • Nasıl göründüğünüz, beden ölçüleriniz ve neler yediğinizi düşünerek uzun bir zaman geçirmek
  • Başkaları sizin için yemek yaptığında veya restorana gittiğinizde yemeğin içinde ‘tam ne olduğunu’ bilmediğiniz için tüketememek
  • Sürekli olarak kilo alıp vermek
  • Adet kaybı ve düzensiz adet görme
  • Gelinlerin evlenmeden önce kilo verme baskısına tabi tutulması
  • Aç değilken sürekli besin tüketmek, düzensiz beslenme paternleri ve sürekli olarak bir şeyler atıştırma isteği

(3) Holland G & Tiggemann M. A systematic review of the impact of the use of social networking sites on body image and disordered eating outcomes. Body Image. 2016 June; 17:100-110

Tatiana Bernard

Bahçeşehir Üniversitesinin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde okuduktan sonra Yüksek lisansımı (Master of Science) Londra'nın önde gelen tıp fakültesinde (University College London, UCL) Yeme Bozuklukları ve Klinik Beslenme üzerine tamamladım. Şu an İstanbul Kent Üniversitesinde ikinci masterımı Klinik Psikoloji alanında tamamlamaktayım. İnsanların optimum sağlık ve mutluluğa ulaşabilmeleri için fiziksel aktivite, zihinsel iyilik ve sağlıklı beslenmenin bütünsel olarak ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden kendi danışmanlık ofisim Vital Habits'e başvuran kişilerin danışmanlık istedikleri konuları bilişsel davranışçı terapi, beslenme danışmanlığı ve motivasyon içeren calismalarla bütüncül bir yaklaşımla ele alıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir