Sema Bayar İbişler Röportajı

8 min


Sema Bayar İbişler, 1976 İstanbul doğumlu. Evli ve bir çocuk annesi. Konuşurken sesiyle adeta karşı tarafa huzur veriyor. Onu görünce yaydığı ışıktan etkilenmemek mümkün değil. Bu kadın benim idolüm!

Kendisi 5 yaşından beri farkında olmadan katalizörlük yapmaya başlamış. Çocukken bir takım vizyonlar görüyormuş ve daha sonra bu vizyonlarının astral olduğunu farketmiş. 20 yaşında sol tarafından yüzünden itibaren felç geçirmiş. Doktorlar MS teşhisi koymuşlar. Ama değilmiş. Tedavi görürken bir gün bir rüya görüyor ve rüyada kendisini enerji akımlarının güzel olduğu bir yerde buluyor. Bir kaç ayda geçecek rahatsızlık, bir haftada geçiyor. 25 yaşında tekrar hastalanıyor. Meniere tanısı koyuluyor bu sefer atakları olan çok yoğun bir rahatsızlığa maruz kalıyor.Bundan sonra karar veriyor insanlara nasıl iyleşilebileceğini anlatmaya.

Tedavinin dışarıdan değil öncelikle içeriden başlanması gereken bir yolculuk olduğunu söyleyerek.

Hastalığımı ben çağırdım ve felç olmayı ben istedim diyor. Kendimi durdurmam gerekiyordu bunun nedenini hastalıktan sonra içime baktığımda bir bilinç genişlemesi yaşayarak anladım.

Diğer hastalığımsa bunu artık paylaşmam kendime saklamam için gelmişti. Benkararsızdım karar veremiyordum. İnsanların karşısına çıkıp anlatmaya. Meniere bana katalizörlük yaptı. Sonrasında birçok insan için mucize olarak adlandırılan birçok şey hayatımda olmaya başladı. Dediğinde 

Bir durup düşününce, nasıl yani ben kendi kendimi neden hasta edeyim ki diyorum? Meğerse hastalıkları ve hayatımızdaki sorunları biz, istediğimiz için hayatımızaçekerek davet ediyormuşuz…

1)Yaptığınız işi bize kısaca anlatır mısınız? 

Benim yaptığım şifa katalizörlüğü diğer adı ile aynalık. Kişinin kendi bilincinde kendinden bile sakladığı her duygu ve düşünceyiyüzeye çıkartıp, yüzleşmesini sağlamak. Ben tepkimene neden olup kendim değişmeden ona hiçbir şey vermeden ondan da hiç bir şey almadan katalizörlük yapmak. Şuurumuzu daha da genişletmek te diyebiliriz.

2)Herkes şifa katalizörlüğü yapabilir mi? 

Herkes bunu yapar ama bilinçsizce yapar. Şuan biz bile birbirimize katalizörlük yapıyoruz. Soru ve cevaplarla şuurumuzu zorluyoruz ve farklı bakış açılarına sahip oluyoruz. İdrakımız genişledikçe hayatı farklı yerlerden görmeye başlıyoruz. Fakat şifa katalizörlüğü olarak sorarsan şifa katalizörlüğü için altyapı gereklidir. Büyük bir idrak ister.

Şimdi de diyeceksin ki sizde bu var mı? Bendeki bu idrak idrakim kadar var. Nasıl var? Ben Esmaül hüsnaları ve Şafii Ayetlerini (şifa ayetleri) 9-10 yaşımdan beri sürekli okurum. Bugün bir gerçek var ki Esmaların ve Kuran harflerinin beyinde atıl olan hücrelericanlandırdığını bilim adamları da artık kabul ediyor. Esmalar bize bir idrak genişliği sunuyor. Sonsuz ve sınırsız olarak.

Esmaül hüsnaların her insanın idrakini genişleteceğini tam bir inançla söylerim. 

SEMA BAYAR İBİŞLER

3)Etrafımızda birçok insan mutsuz. Artık mutlu olan insanlara hayranlıkla bakar olduk. Sizce mutluluk nedir? Mutlu olmak için neler yapmalıyız? 

Ben mutluluk ve huzurun her bireyin içinde var olduğuna inanıyorum.

Mutluluk bir seçimdir yaşamın içinde her ne yaşarsanız yaşayın mutlu olabilirsiniz. Mutlu olmayı hatırlayan da huzurlu olur.

Örnek sevdiğin kişi yanındayken mutluysan,mutluluğun bir koşula bağladır. Yâda bir şeyi almak üzerine ise onu alana kadar bu örnekler çoğaltılabilir.

Mutluluğun koşula kişiye bağlıysa, koşullu mutluluklar yaşarsın. 

Asıl içsel bir mutluluk vardır ve bu senin gönlünü dolduran, hiçbir koşula kişiye ihtiyaç duymadan sahip olabileceğin mutluluktur. İnsanlar kendilerini koşullu mutluluğa şartlandırdılar, bu yüzden ihtiyaçları o kadar çoğaldı ki  en büyük zenginliğin hiç bir şeye sahip olmamak olduğunu unuttular.

4)Olumlama yapmalı mıyız? Yaparken nelere dikkat etmeliyiz? 

Olumla benim için Esma çekmektir onu çekerken tüm anlamını hafz (Ötede, ötesinde)etmeye niyet ederek açılımını dileyerek çekerim.

Olumlamayı eğer şuur ve idrak içinde, olumlamanın alt tanımını yaparak, altını doldurarak yapıyorsan olur. Fakat sadece dil ile söylüyorsan ve aklın sadece söylediği olumlamadaysaolumlamayı yarım yapıyorsun demektir.

Dilin söylediğini aklın anlayacak yüreğinde inanacak olumlama böyle yapılır.

 5)Çakraları açmak ya da kapamak diye bir şey var mıdır?

Çakralar vardır. Çakraları kapanan kişi ölmüş demektirÇakraların devinimi yavaşlar ya da düzensizleşir.

Çakralarımız vücudumuzda yeri belli olan 7enerji merkezimizdir. Ayrıca bildiğim kadarıyla 130 tane daha enerji merkezimvardır. Benim tarafımdan sorulara cevap vereceğim. Benim alt tabanım tasavvuftur ve çakraları dengelemenin en etkili yolu Elham ayetini okumaktır (Fatiha diye de bilinir)Çakraların gerekli devinim ve hızla dönebilmesi ilk olarak senin akıl ve ruh sağlığınla alakalıdır. İkinci olarak yaşam şartlarıyla alakalıdır. Üçüncü olarak beslenmenle alakalıdır. Her şeyden önemlisi idrak ve şuurunda sen ne kadar dengeliysen çakraların da o kadar gerekli devinim ve hıza sahiptir. Gün içerisinde bazı koşullar seni bazen öyle zorlar ki yorgun hissedersin. Mesela ben Esma ve Ayetleri kullandığım gibi kristal taşları da kullanırım. Ama Esmalarvazgeçilmezimdir. Çakra dengelemesi yapmak isteyen biri günde her çakrasına yedi Elham Ayetini okursa çakrası dengelenir.

 6)Hastalıklarımızı nasıl tedavi edebiliriz?

Hastalıklar ilk önce zihinseblokajla başlar. Bilinç altına ne kaydettiyse kişi mutlaka bedenine o hastalık sirayet (Geçme) eder. Maneviyatta da her hastalığın bir karşılığı vardır. Bugün birisi göğüs kanseriyse dişiliğini dışa vuramıyordur. Rahim kanseriyse dişiliğini kabullenmiyordur. Kolon kanseriyse içselleştirdiği farkında veya değil bir travmavardır ya da tümörler bunların hepsi bizim bedenimize gelmeden önce bizim şuur altımızda mevcuttur biz farkında veya değil olkomutu veririz ve hastalıkları biz çağırırız.Hastalıkları çağırırız ki bize hatırlatsın. Bu hastalıklara neden ihtiyacın var zihinsel ve bedensel olarak bunun cevabını arayacaksın. Sonra bu hastalığın seni nereden beslediğini ve sende olmayan neler verdiğine bakacaksın. 

Örnek: sevgiyi mi ilgiyi mi satın alıyorsun sevdiklerinden ya da sırf birinden intikam almak içinde kişi kendini hasta edebilir.

Örnek 2: Maneviyatını güçlendirmek içinde gelmiş olabilir en büyük düşüşlerde kişi kendini bulabilir. Kendinin farkına varabilir.

Birey kendini bilip şuursal boyutta sonradaiçsel boyutta kendinin farkına vararak kendini bulursa hastalık onu terk eder. Ben bunu iki kere deneyimlemiş biriyim. Doktorlara göre mucize olan bir şey ki ben çok büyük hastalıkları deneyimlemedim ama büyüğe yakındım. Hastalığı yok etmenin yolu neden çağırdığını bilmende yatar. Onu bulursan o kendi kendine kendini yok eder.

7)Biraz ikili ilişkilerden de konuşmak istiyorum. Neden istediğimiz bir şekilde ilişki yaşayamıyoruz?  

İçsel karmaşalarımız ve korkularımız var. İlişkilerimizde güven saygı sevgi yok. Bu duygularla ilişkiye başlıyoruz karşımızdaki detüm korktuklarımızı bize yaşatsın diye çağırdığımız için olmasın. Eğer aldatılma korkun varsa o seni aldatacak, terk edilme korkun varsa o seni terk edecek, güven problemin varsa güven duyamayacaksın. Karşı tarafa hangi şuurla bakıyorsan oda sana aynı şuurla bakacaktır. İsteyen, ilk önce verecek. Sevgi mi istiyorsun? İlk önce sevgi vereceksin. Saygımı saygı duyacaksın paylaşmaksa ki günümüz gençliğinde bu yok her şeyinizi paylaşacaksınız. Bu söylediklerim tüm ilişkiler için geçerli arkadaş dost sevgili

Mutluluksa kişide olan bir şey olduğunu söylemiştim. Mutluluğu hatırlayacaksın ki etrafına ışık saçılacak.

8)Şifalanmak için neler yapmalıyız? 

Bana sorarsan İlk önce Allah’la uyanmalıyız. Allah’ın isminin tanımı tüm hücrelerimize nüfus etmesi lazım. Allah’ı hatırlayacağız. Allah’ı hatırlamamız için ilk önce kendimizi hatırlayacağız. Buna eskilerin deyimiyle kendini bilmek diyebiliriz. Kendini bilen kişi zaman zaman gaflete düşse de sırra erdiği vakit her an Allah’la olur.

Şafii ayetlerini okuyarak ta şifalanabiliriz. Bunun için inanç lazım.

Eğer kişi dine yakın olmadığını söylüyorsagenel olarak herkese söylediğim gibi toprağa basmasını ve mutlaka tuzlu suyla ilişki kurmasını kristal taşları kullanmasını öneririm. Vücuttaki negatif enerjiyi alır. Kurşun döktürmekte öyledir. Kurşun döktürmenin vücuttaki statik elektriği aldığı ispatlandı.

9) Nazara inanır mısınız?

Nazara inanırım, Ama nazarın ne olduğunu bilmek lazım. İnsanlar göz göze geldiğinde bile Esmalar devreye girer. Alma, verme başlar. Gözler lazer gibidir. Negatifte pozitifte enerji yayarlar.

Önce zihnimizi negatif düşüncülerden  arındıracağız. Işık hızından daha hızlı düşünce gücü var ne yazık ki bizim düşüncelerimiz her zaman negatif düzeyinde 

Örnek: genelde yokluk bilincindeyiz ya da bir şeye o kadar odaklanıyoruz ki çekeceğimize itiyoruz. Hep olumsuzluklar içinde dualar ediyoruz neden mi her düşüncenizin duanız olduğunu bilmeden yapıyorsunuz bunu. Bu dabize farkında veya değil hangi düşünceyi beslemişsek öyle yansıyor. Nasıl veriyorsak öyle alıyoruz. Her düşünce tezahür ettiği için.

Yani negatif ve pozitif birlikte çalışıyor neyi nasıl istediğimizi bilincimiz ile bilmeliyiz.

10) Çevremizde sevmediğimiz, düşük enerjili insanlardan korunmak ne için ne yapmalıyız? 

İnsanları sevmiyorsak negatif olan bizizdir. Bizden dökülen bize yansıyorsa önce kendimizi temizleyeceğiz. Biz temiz olduğumuza inanıyorsak eğer karşı taraf gerçekten negatif ise, bakış açımızı ve şuurumuzu genişlettiğimizde o insanlar artık çevremizde olamazlar. İstesek te o insanlarla kalamayız. Bireysel olarak kişinin kendisine bakış açısı ne ise dışarının da ona baktığı o haldir.

Örnek: işini sevmeyen biri olsun işimde çok mutsuzum 10 yıldır çalışıyorum şirketimi sevmiyorum, zorunlu çalışıyorum. Tüm enerjimi tüketiyor bu işyeri. Çık o zaman işten diyorum. Ama ekmeksiz kalırım diyor. Aslında kişi burada yaratımını yapıyor mutsuz ve sevmediği bir işte çalışacağı niyetinde ısrar ettiğini söylüyor. O zaman bende bakış açını genişletelim diyorum. Önümüzdeki seçeneklere bakacağız. Çalışmamız gerekiyor mu? Buna zorunlu muyuz? Neden zorunluyuz? Bu işten çıkamadık ve çalışmaya zorunluyuz. Biz her zaman sebeplere değil, sebebi halk (sebebi verene bakarız) edene bakarız. Sebebi de iyi ve kötüye bakmadan veren Allah ise içinde kendi yaratımımızı görmeye çalışırız. Kişi iş yerine olan bakış açısını değiştirirse, patronunda ona bakış açısı değişir. Çünkü istemeden çalıştığını patron ve iş arkadaşları da biliyor. Söylesin veya söylemesin. Ruhsal boyutta herkes birbiriyle iletişim halindedir. Ruhsal boyutta kendini dengelediğin zaman senin agresif patronun dünyanın en uysal adamı olabilir. Hatta çalıştığın saatler en keyifli anlarına dönüşe bilir.

11) Son olarak okurlarımıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Her zaman düşündüklerinin altyapısına baksınlar. Dışarıda hiç bir şey yok. Biz neye nasıl bakıyorsak düşüncelerimiz de maddeleşip bize öyle bakar. O yüzden bazı insanlar çok şanslı ve bazıları çok şansızdır. Neye inanıyorsan onu yaşarsın. Bir şeyi çok gönülden istediniz ve dua ettiniz, bu bir ev, iş, eş olabilir. Olumsuz olmayan içinde olduğunuz güzel düşünceler olsun.

İstediğiniz her ne ise zaman koymayın şarta bağlamayın. Olduğunu hissederek yaşayarak niyetler edin.

Olumsuz duygu ve düşüncelerle gönderdiğiniz niyeti geri çekersiniz Allah’a inanın Onun seçenekleri o kadar çok ki…

Neyi, nereden, nasıl ve ne şekilde vereceğini bilemezsiniz. Aslında her düşüncenizde dua da olduğunuzu unutmayın. Sadece farkında değiliz. Farkı bilmeye niyet edin. Arayan bulur bulan mutluluktadır. Güzel düşünün…


Arkadaşlarınla paylaş!