6 min


Monthly Fitness Çay Aşkı Röportaj

Günümüzde herkes kahveye tutkulu olmak zorunda değil, Çaya aşk duyanlar da var hayatımızda. Bu aşkın en güzelini @cayaski instagram hesabıyla tanıdığımız sevgili Evren yaşıyor ve hepimize yaşatıyor. Hesabında çayın her halini farklı sevdiriyor bize, her bir postunda farklı bir çeşit çay türünü öğreniyorsunuz. Çayın kültürünü, kitabını, tarihini öğretiyor adeta. “Çay önerin var mı?” diye sorduğumuzda aman dikkat, öle herkes her çayı içememeli diyerek durduruyor bizi… Daha fazla anlatmadan keyifli bir çay sohbetine çıkartalım sizi…

 

  • Instagram’daki @cayaski hesabından tanıyoruz seni ama bir de senden dinleyelim hikayeni… Nasıl başladı bu Çay Aşkı?

 

Merhaba herkese, aslında uzun zamandır blog yazan bir dijital iletişimciyim ben. Bir süre sonra baktım ki blog sayfamda en çok çay var. İş böyle olunca rotamı ani bir şekilde değiştirdim ve www.cayaski.com’u kurdum. Sonrasında da sosyal ağlarını. İnstagram’da @cayaski ‘ni ve diğerlerini…Aslında instagram sayfamda paylaştığım neredeyse tüm detayları blog sayfamda uzun uzun yazıyorum. Bu benim için çocukluğumdan beri bir aşk, bir tutkuydu. Benimle büyümeye de devam ediyor. Hâl böyle olunca da yazmaya, paylaşmaya devam ediyorum. Türkiye’de ve farklı ülkelerde çay içilecek mekanları, çay aksesuarlarını, çay kültürlerini, ucu çaya değen ne varsa yakalıyorum:)

 

 

  • En sevdiğin çaylar neler? Her gün mutlaka içtiğin bir çay çeşidi var mı?

 

Aslında mümkün olduğunca çok çay denemeye, damak hafızamı güçlendirmeye çalışıyorum. Tabi bazılarına sevgim çok ayrı. İlk aklıma gelenler; yumuşak içimi ile şeker aratmayan,kafein de içermeyen rooibos, metabolizmayı hızlandıran oolong ya da Yaseminli yeşil çay. Bunlar eski dostlarım.

 

 

  • Oralet içerken birden Earl Grey içer olduk. Nasıl oluştu sence bu hızlı kültür değişimi?

 

Aslına bakarsanız kültürel olarak dışarı çok açık olduğumuz söylenemez. Çay için de durum aynı. Fakat yeni jenerasyon bu tabuyu yıkıyor. Hal böyle olunca farklı kültürler de hayatımızda yer buluyor. Dalga kahveciler gibi şimdi çay kültürü de yavaş yavaş sarıyor bizi.

 

 

  • Bize çayın hikayesinden biraz bahseder misin? Nasıl gelmiş ülkemize, seylan değil midir asıl yeri bu işin, ülkemizde nasıl bu kadar sevilmiş siyah çay?

 

Çayın o kadar derin, köklü ve uzun bir yolculuğu var ki, sayfalarca yazsak yine atlanan yerler çıkar sanırım. Bu yolculuk Çin’de başlıyor, sonrasında kervanlarla, ticaretlerle ülkelere yayılıyor. Fakat Türkiyedeki süreç oldukça bağımsız bu yapıdan. Batum sınır kapısının kapanması ile Rize ve civarında işsizlik başlıyor. Bunun üzerine devlet, görevlendirdiği uzmanlarından bu bölgeye bir istihdam kaynağı arıyor. Yıllar süren bir mücadele, gizlice kaçırılan tohumlar, denemeler, çiftçileri ikna süreci derken en sonunda Rize’de çayın babası olarak anılan Zihni Derin’in önderliğinde çay tarımı Rize bölgesinde yayılıyor. Biz de de toplum olarak yemenden gelen kahve ve kahvehane kültürü çok baskın. uzun süre çay ile tanışmamışız. Ne acı:) Tabi özetin özeti anlatmak zorundayım sizi sıkmamak için, fakat çayın yolculuğu her kültürde çok renkli ve tesadüflerle dolu. Örneğin; Seylan bölgesi o dönem pas hastalığı ile mücadele ederken kahve tarlaları da viran duruma geliyor. Fakat dışarıdan gelen çay kaynatılarak hazırlandığı için insanlar hastalık dönemlerinde güvenle içebiliyor mikropsuz sayıldığı için. Talep artınca da bölgedeki kahve tarlaları çay tarlalarına dönüşüyor. Belki de Seylan çayındaki hafif kekremsi tat, köklerindeki kahve izlerindendir? Çay, hemen hemen tüm kültürlerde güvenli içecek olarak yer buluyor. Kıymetli eşya olarak takaslarda kullanıldığı, soyluların çekmecelerine kilit vurarak sakladığı, ilk ortaya çıkışından beri kulaktan kulağa şifa kaynağı olarak anılmış. Onun hikayesi uzun olmasın da kimin olsun?

 

 

  • Ülkemizde siyah çayın uzun süre altında su kaynatılarak demlenmesinin sebebi topraklarımızın çay yetiştirmek için çok fazla verimli olmamasından dolayı olduğu söyleniyor. Normalde çayın sıcak suda 3-5 dakika demlenerek içilmesi gerekiyormuş. Yani tüm bitki çaylarında olduğu gibi. Bu konuyu senden dinleyelim birde bu söylenenler doğru mu?

 

Çayı kültür olarak hatalı demlediğimiz kesinlikle bir gerçek. Her zaman su içerisine çay katılması gerekir. Bizim yaptığımız şekilde hem çay yanıyor, hem tüm vitamin değerleri ölüyor, hem de mide için zararlı bir hale geliyor. Fakat alışkanlıkları yıkmak oldukça zor. Değişmez gibi geliyor bana. Çay uzmanları da çayın su içine bırakılmasını, su da özgür olmasını ve ideal sıcaklıkta, ideal süre ile demlenmesi gerektiğini söylüyor. Kuralına uyarsak, kaliteli bir tat da ödülü oluyor işin. Kahve nasıl gram ile, dakika ile yapılıyorsa, çay da da aynı özen gerekli, çaya karşı daha hoyratız ne yazık ki…

 

 

  • Türk kahvaltısında siyah çay eksik olmaz, son dönemlerde de yeşil çay da kahvaltılarımıza girdi. Senin “bir kaç seneye bu çaylarda sıkça içilecek” dediğin farklı çay çeşitleri var mı?

 

Kesinlikle Rooibos’a alışmalıyız. Afrika’nın yerel bir çalı bitkisinden elde edilen bu çayı, çocuklar da içebiliyor çünkü kafeini yok, içinde çok fazla vitamin var. Üstelik rengi ve görüntüsü de güzel. Farklı baharatlarla da harmanlanabiliyor kolayca. Özellikle sağlıklı yaşamı ilke edinenler hayatlarına daha sık sokacaklardır yakın zamanda onu. Beyaz çay ve yarı fermente çay dediğimiz /siyah ile yeşil çay arası) oolong için de antioksidan değerleri ve metabolizma hızlandırıcı olması sebebiyle ilgi artacak. Ne kadar çok tanırsak, o kadar fazla seveceğiz onları bence…

 

 

  • Bir sürü farklı bitkiden üretilebilen çok çeşitli bir lezzet çay. Sadece siyah çayla sınırlı değil ama son dönemlerde meyve çayları da çok tercih edilir oldu. Senin en sevdiğin meyve çayı hangisi? Okurlarımıza evde kolayca yapabilecekleri meyve çayı tarifi verebilir misin?

 

Hem pratik olarak hazırlanabilmeleri, bulunabilmeleri hem de vitamin değerleri açısından meyve ve bitki çayları bu dünyanın olmazsa olmazlarından. Mevsim sebebiyle portakal bol. Keskin bir bıçak yardımı ile ince ince dilimlenen portakalları yağlı kağıt üzerinde 90-100 derece de fanlı fırında kurutuyorum mesela ben. Sonrasında biraz ıhlamur, tatlandırmak için bal, 1-2 çubuk tarçın ve kuruttuğum portakal dilimlerinden ekliyorum. Hem mis gibi kokuyor. Hem de sağlıklı. Dileyenler içine karanfil ya da kakule de koyabilirler. Benzer yöntem ile elma kurusu da hazırlanabilir. Satın almaya kalkarsak kilosu 400TL Kapalıçarşı’da. Fakat evde hem uygun fiyatla hem de hızlıca hazırlamak mümkün. Yine ıhlamura çok yakışan bir diğer şey ise yeşil elma. Kalorisi az, tadı mayhoş. Deneyenler, pişman olmayacaktır:) Bitki çayı olarak asla es geçemeyeceğim bir diğer isim ise ”Hibiskus” inanılmaz bir c vitamini kaynağı. Libya’da kerkede olarak da biliniyor. Kervanar da soğutulmuş olarak tüketiliyor ve yol boyu susuzluğa, vitamin kayıplarına karşın tüketiliyor. Bazı aktarlarda mekke gülü olarak da satılmakta. Kıpkırmızı rengi, mayhoş tadı ile hem soğuk, hem sıcak tüketebilirsiniz. Tam bir mucize!

 

 

  • Kendi çay karışımımızı kendimiz hazırlamak istersek nelere dikkat etmemizi önerirsin? Hangi tatlar birbiriyle yakışır, hangi tatları kesinlikle karıştırmamalıyız?

 

Aslında burada kişinin hastalıkları da devreye giriyor. Tansiyon, şeker gibi etkenler varsa bitki çaylarını dikkatli tüketmek gerekir. Her tarifi uygulamak bazen doğru değil. Bir doktora danışmak faydalı olabilir. Aynı zamanda demleme dakikası da çok ama çok önemli. Şifa kaynağı olan adaçayı, fazla demlenirse zehirleyebiliyor mesela. Bu noktada tarifi gram ve süre olarak çok sıkı takip etmek gerekli. Bir de baskın tatları aynı anda kullanmamak daha keyifli bir tat almak için faydalı olacaktır. Not olarak eklemeliyim; Hamilelikte hem siyah ve yeşil çayı hem de bitki çayı tüketimini kısıtlamak gerekiyor. Siyah çay kafein sebebi ile, diğer çaylar ise bebek için riskli olduğu için mutlaka doktora danışmak, mümkünse bir süre ara vermek gerekli.

 

 

  • Antioksidan değeri yüksek, bağışıklık sistemini güçlendirici kış aylarında mutlaka içilmesi gereken çaylar neler?

 

Eyvah, ben cevabın bir kısmını yukarıda vermişim önceden:) Tarçın, zencefil, zerdeçal, hibiskus,ekinezya bağışıklık sistemini güçlendirici etkideler. Yine yeşil çay ve beyaz çay da aynı özelliklere sahip. Bunların yanı sıra geleneksel bir Japon çayı olan matcha’da öğütülmüş yeşil çay olduğu için antioksidan değeri çok yüksek. Ülkemizde bazı butik kafelerde matcha latte şeklinde hazırlanıyor. Keskin tatlı çay, süt ile yumuşuyor. Bu şekilde de tüketilebilir.

 

 

  • Okuyucularımıza önerebileceğin güzel bir detoks çay karışımı var mı?

 

Yüksek tansiyon, şeker, kalp ve damar sağlığı sorunları yaşayanlar, kan şekeri düzensiz olanlar, hamileler, küçük çocuklar detoks çaylarından uzak durmalılar. Bu tip çay karışımlarını ve etken maddelerin işlevlerini en iyi; bitki uzmanları ve doktorlar yapabilir. Çünkü sanıldığından çok daha detaylı ve riskli. Fakat yeşil elma ile yeşil çay, içine 1-2 kabuk tarçın hem bağışıklığı güçlendiren hem de yaşam enerjisi veren bir karışımdır, yine bal, zencefil ve ıhlamur soğuk havalarda imdada koşan bir süper karışımdır. Gül ve beyaz çay sakinlik veren bir yardımcı, kakule, tana karabiber, tarçın, karanfil, seylan çayı ve süt ile hazırlanan chai masala ise insanı bomba bir koşuya hazırlayan sıcacık bir tercihtir…

 

Çay o kadar geniş ve büyülü bir dünya ki, içinde her lezzete, her şifaya, her hikayeye bir yer var. Umarım değerli okuyucularımızın hayatlarından keyifli hikayeler ve çay hiç eksik olmaz:)


Arkadaşlarınla paylaş!